
Genre: nasheed, ilahi, munshidType: nasheed
Story & Cultural Context
The title refers to the well-known narration about a date-palm trunk that cried after the Prophet Muhammad began delivering sermons from a pulpit. The track presents this devotional image in Turkish, asking why the human heart should not also weep in spiritual longing.
← Browse

About this recordingAuto-generated
Genre
nasheedNasheed · Arabic نشيدA devotional Islamic song. Traditionally sung by voice or with a frame drum; many modern ones add instruments.Browse →Glossary →ilahiIlahi · Turkish ilahiA Turkish devotional hymn, often from the Sufi tradition.Browse →Glossary →munshidMunshid · Arabic منشدThe singer of nasheeds. "Inshad" is the act of performing them.Browse →Glossary →
Story & Cultural Context
The title refers to the well-known narration about a date-palm trunk that cried after the Prophet Muhammad began delivering sermons from a pulpit. The track presents this devotional image in Turkish,…
Titles in Other Languages
العربيةالجذع الباكي
EnglishThe Weeping Tree Trunk | If Even Wood Cried, Why Shouldn’t the Heart Cry?
TürkçeAğlayan Kütük | Odun Bile Ağladıysa Kalp Neden Ağlamasın?
Lyrics
Medine'de mütevazı bir mescit. Kerpiç duvarlar, hurma kütüklerinden sütunlar. Güneş çatının aralıklarından içeri süzülüyor. Toz zerrecikleri ışığın içinde ağır ağır hareket ediyor. O mescitte bir hurma kütüğü vardı. Sıradan bir kütük değildi. Ona yaslanılarak konuşulurdu. Ona dayanılarak hitap edilirdi. O şahit olmuştu. Sonra bir gün yeni bir kürsü yapıldı. Artık konuşmalar oradan yapılacaktı. Kütük yalnız kaldı. Ve o gün mescitte bir ses duyuldu. İnce, titreşimli, kalbe dokunan bir ses. Bir ağlayış. Ama bu bir insanın ağlayışı değildi. Bu bir hurma kütüğünün ağlayışıydı. Evet, odun dediğimiz, cansız sandığımız o kütük ayrılığa dayanamadı. O'nun yakınlığını kaybetmeye dayanamadı ve inledi. Sahabiler şaşkındı. Bu nasıl olurdu? Bir kütük nasıl ağlardı? Ama mesele ağaç değildi, mesele yakınlıktı. O kütük bir kalp gibi olmuştu. Yakınlığın sıcaklığını tatmıştı. Sözün nuruna şahit olmuştu. Sonra uzaklık geldi ve dayanamadı. Şimdi düşün, bir kütük yakınlıktan ayrılınca ağlıyorsa, bizim kalbimiz neden sessiz? Belki de problem şu, o kütük yakınlığı gerçekten hissetmişti, biz ise çoğu zaman sadece duyuyoruz. O, temasın kıymetini biliyordu, biz alışkanlığın içinde köleliyoruz. Ölüm her zaman yok olmak değildir, bazen uzak kalmaktır. Bazen kalbin alıştığı nurdan mahrum kalmaktır. Ağlayan kütük bize şunu fısıldar, yakınlık nimettir, alışmadan kıymetini bil. Kalp yakınlığa alışırsa canlanır, uzaklaşırsa kurur. Odun bile ağladıysa, kalp neden ağlamasın?