
Seccaden Kumlardi - Ari̇f Ni̇hat Asya'dan - Naat-I Şeri̇fe -Gözleri̇ni̇zi̇ Kapatin Ve Di̇nleyi̇n
Album: Nasheeds
Genre: nasheed, ilahi, naatYear: 2026Type: nasheed
Story & Cultural Context
This track is a recitation of the famous poem 'Naat' (also known as 'Seccaden Kumlardı') written by the prominent Turkish poet Arif Nihat Asya, dedicated to the Prophet Muhammad. It is performed by the group Gönülden Gönüle İlahiler as a spiritual and emotional vocal piece.
← Browse

Seccaden Kumlardi - Ari̇f Ni̇hat Asya'dan - Naat-I Şeri̇fe -Gözleri̇ni̇zi̇ Kapatin Ve Di̇nleyi̇n
AI-Enriched80%
Credits
LyricistArif Nihat Asya
LabelWithout label
Story & Cultural Context
This track is a recitation of the famous poem 'Naat' (also known as 'Seccaden Kumlardı') written by the prominent Turkish poet Arif Nihat Asya, dedicated to the Prophet Muhammad. It is performed by…
Titles in Other Languages
EnglishYour Prayer Rug Was the Sands - From Arif Nihat Asya - Naat-i Sherif
TürkçeSeccaden Kumlardı - Arif Nihat Asya'dan - Naat-ı Şerife
Lyrics
Seccaden kumlardı, devirlerden diyarlardan gelip göklerde buluşan ezanların vardı. Mescid mümin, minber mümin, taşardı kubbelerden tekbir, dolardı kubbelere amin. Ve mübarek geceler dualarımız, geri gelmeyen dualardı. Geceler ki pırıl pırıl kandillerin yanardı. Kapına gelenler ya Muhammed, uzaktan yakından mümin döndüler kapından. Besmele ekmeğimizin bereketiydi, iki dünyada aziz ümmet Muhammed ümmetiydi. Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler. Mübarek akşamdır, gelin ey fatihalar, yasinler. Şimdi seni ananlar anıyor ağlar gibi, ey yetimler yetimi, ey garipler garibi. Düşkünlerin kanadıydın, yoksulların sahibi. Nerede kaldın ey Resul, nerede kaldın ey Nebi? Günler ne günlerdi ya Muhammed, çağlar ne çağlardı. Daha dünyaya gelmeden müminlerin vardı ve bir gün ki gaflet çöller kadardı. Halime'nin kucağında, Abdullah'ın yetimi, Amine'nin emaneti ağlardı. Hatice'nin goncası, Ayşe'nin gülüydü, ümmetin göz bebeği, göklerin Resul'üydü. Elçi geldin, elçiler gönderdin, ruhunu Allah'a, elini ümmetine verdin. Beşiğin, yurdun, yuvan, Mekke'de bunalırsan Medine'ye göçerdin. Biz bu dünyadan nereye göçelim ya Muhammed? Yeryüzünde riya, inkar hıyanet, altın devrini yaşıyor. Diller, sayfalar, satırlar, Ebu Leheb öldü diyorlar. Ebu Leheb ölmedi ya Muhammed, Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor. Neler duydu şu dünyada Mevlid'ine hayran kulaklarımız. Ne adılar ezberledi ey Nebi, adına alışkın dudaklarımız. Artık yolunu bilmiyor, artık yolunu unuttu ayaklarımız. Kabe'ne siyahlar yakışmamıştı ya Muhammed bugünkü kadar. Hasret gururla savaşta, gurur Kaf Dağı'nda dere beyi. Onu da yaralarlar kanadından gelse bir şefkat meleği. İyiliğin türbesinde türbedar oldu iyi. Vicdanlar sakat çıkmadan yarına iyilikler getir, güzellikler getir Ademoğullarına. Şu gördüğün duvarlar ki kimi Taif'tir, kimi Hayber'dir. Fethedemedik ya Muhammed senelerdir. Ne doğruluk ne doğru, ne iyilik ne iyi. Bahçende en güzel dal unuttu yemiş vermeyi. Günahın kursağında haramların peteği. Bayram yaptı yabanlar, semaviyi boşaltıp saveyi dolduranlar. Atını hendeklerden bir atlayışla aşırdı aşıranlar. Ağlasın yesirim, ağlasın selmanlar. Gözleri perdeleyen toprak, yüzlere serptiğin topraktı. Yere dökülmeyecekti ey Nebi, yabanların gözünde kalacaktı. Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler. Mübarek akşamdır, gelin ey fatihalar, yasinler. Ne oldu ey bulut, gölgelediğin başlar. Hatırında mı ey yol, bir aziz yolcuyla aşarak dağlar taşlar. Kafile kafile, kervan kervan, şimale giden yoldaşlar. Uçsuz bucaksız çöllerde yine izler gelenlerin yollar gideceklerindir. Şu tekbir getiren mağara, örümceklerin değil, peygamberlerindir, meleklerindir. Örümcek ne havada, ne suda, ne yerdeydi. Hakkı görmeyen gözlerdeydi. Şu kuytu cinlerin mi, perilerin yurdu mu? Şu yuva ki bilinmez, kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu? Kuşlarını bir sabah Medine'ye uçurdu mu? Ey Ebu Adaya'dan ölü, bahçende açtı dünyanın en güzel gülü. Hatıran uyusun çöllerin, ılık kumlarıyla örtülü. Dinleyene hala çöller ses verir. Ya aleyh, susar, uğultular gelir. Mersi'ye okur Uhud, kaside söyler Bedir. Sen de bir hac günü, başta Muhammed, yanında Ebu Bekir. Gidenlerin yüz bin olup dönüşü, destan yap ey şehir. Ebu Bekir de nur, Osman da nurlar. Kureyş uluları, karşılarında meydan okuyan bir Ömer bulurlar. Ali'nin önünde kapılar açılır, Ali'nin önünde eğilir surlar. Bedir'de, Uhud'da, Hayber'de, Hakk'ın yiğitleri şehit olurlar. Bir mutlu günde ki ölüm tatlıydı, yerde kalmazdı ruh, kanatlıydı. Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler. Mübarek akşamdır, gelin ey fatihalar, yasinler. Vicdanlar sakat çıkmadan ya Muhammed yarına, iyiliklerle gel, güzelliklerle gel Ademoğullarına. Yüreklerden taşsın yine imanlar, ötri bestelesin tekbirini, evliya okusun kuranlar. Kur'an'ı göz nuruyla çoğalsın kayıtsade Osmanlar. Natını gelip yazsın Mevlid'ini Süleymanlar. Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle geri gelsin Sinanlar. Çarpılsın hakikat niyetine cenaze namazı kıldıranlar. Gel ey Muhammed, bahardır, dudaklar ardında saklı aminlerimiz vardır. Hacdan döner gibi gel, miraçtan iner gibi gel, bekliyoruz yıllardır. Bulutlar kanat, rüzgar kanat, hızır kanat, Cibril kanat, Nisan kanat, bahar kanat, ayetlerini ezber bilen yapraklar kanat. Açılsın göklerin kapıları, açılsın perdeler kaat kaat. Çöllere dökülsün yıldızlar, dizilsin yollarına yetimler, günahsızlar. Çöl gecelerinden yanık türküler yapan kızlar, sancağını saçlarıyla dokusun. Bilali Habeşi sustuysa, ezanlarını dalı dokusun. Konsun yine pervazlara güvercinler, hu hulara karışsın aminler. Mübarek akşamdır, gelin ey fatihalar, yasinler.