
Maqam: HicazGenre: nasheed, ilahi, naat, siirYear: 2017Type: nasheedComposer: Geleneksel
Story & Cultural Context
This track is a poetic 'Naat' (praise for the Prophet Muhammad) performed during the 'Gül Gecesi' (Rose Night) event in 2017. It narrates a poignant story from the life of the Prophet, specifically focusing on his interactions with his companions and his deep compassion.
← Browse

AI-Enriched90%
Credits
ComposerGeleneksel
LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerGül Gecesi Organizasyon
LabelDursun Ali Erzincanlı Official
Story & Cultural Context
This track is a poetic 'Naat' (praise for the Prophet Muhammad) performed during the 'Gül Gecesi' (Rose Night) event in 2017. It narrates a poignant story from the life of the Prophet, specifically…
Titles in Other Languages
العربيةقبلني تحت عيني اليمنى
EnglishKiss Me Under My Right Eye
TürkçeSağ Gözümün Altından Öp
Lyrics
Annesi üç gün önce sağ gözünün altında bir siyahlık var demişti. Hatırladığım ilk şey annemin beni öpmesiydi. Ben alnımdan öpecek sandım ama o sağ gözümün altından öptü. Annem beni öpünce mi uykuya dalmışım bilemiyorum. Uyandığımda yüzümde beyaz bir örtü vardı. Örtünün üzerine aralıklarla düşen mavi ve kırmızı ışık. Bir bahçede çimlere uzanmış gibiydim. Su sesi ama aktığı yerde melodi oluşturuyor. Kuş sesleri ama çok güzel ötüyorlar. Yüzümü okşayan ılık bir esinti. Hareket edemediğime göre annem beni yine kundağa sarmış. Siren sesi duyuyorum. Belki de babam bana oyuncak araba almış. Yüzümdeki örtüyü kaldırmadım. Uyuduğumu zannediyorlar. Ama birazdan annem veya babam gelip yavaşça örtüyü kaldıracak ve uyumadığımı görünce önce şaşırıp sonra gülümseyecekler. Ben de onlara gülümseyeceğim. Evet, babamın sesini duyuyorum. Bu benim oğlum diyor. Ne olur bir kere yüzünü açıp bakayım. Eğer benim oğlum değilse söz diğerlerine bakmayacağım. Ve ellerini yüzüme doğru uzatıyor. Yavaşça örtüyü kaldırıyor. Babamı görür görmez gülümsüyorum. Ama babam ağlamaya başlıyor. Baba niye ağlıyorsun? Babam beni duymuyor. Etrafa bakıyorum. Burası bahçe değil. Her yer yaralılarla dolu. Ambulans ve polis sirenleri. Mavi ve kırmızı ışık. Doktorlar, hemşireler. Burası hastane. Babam ayaklarımdan tuttu öpüyor. Çekmeye çalışıyorum. Baba lütfen yapma. Lütfen ağlama. Hatırladım, Saraçhane'deydik. Ne oldu o gece? Baba bana ne oldu? Baba ben öldüm mü? Baba ben ölmedim mi? Evet, ben ölmemiştim. Ama bunu babama anlatamıyordum. Tıpkı annemin bize bir türlü anlatamadığı gibi. 15 Temmuz'dan 3 gün önceydi. Sağ gözünün altında bir siyahlık var dedi annem. Babam yüzüme baktı. Çocuğun gözünün altında bir şey yok dedi. Hatta anneme takıldı. Hem uzak hem yakın gözlüğün var ama anlaşılan muayene zamanın gelmiş. Aslında annemin sofradaki bu tuhaf halini geçtiğimiz günlerde babamda da görmüştüm. Tam yemeğe başlayacakken oğlum dedi. Ben ölürsem cenazemiz kalabalık olur. Baba sofrada açtığın konuya bak dedi. Olsun dedi. Hazırlıklı olmak lazım. Ben de dedim ki eğer ben ölürsem boşuna ölmem baba. Cenazeme gelenlerle sokakları inletir, öyle giderim. Sen kalabalığı o zaman görürsün. Televizyonda ay yıldızlı bayrağa sarılı tabut görünce işte adam gibi ölmek budur diyordum. Sağ gözünün altında bir siyahlık var dedi annem. 15 Temmuz'dan 2 gün önceydi. Evet yine aynı şeyi söyledi annem. Hatta bu kez siyahlık yerini yeşile bırakmış dedi. Güldük ne ben inandım anneme ne de babam. 15 Temmuz'dan 1 gün önceydi. Belki annem sağ gözümün altındaki yeşile dönmüş siyahlığı görmeye devam etti ama bize söylemedi. Ve o gece Eyüp Sultan'a yakın bir yerde aldım. Ölüm kusan tankların uçakların haberini. Eyüp Sultan'a koştum. Ben de Eyüp Sultan'ın türbesini koruyacağım dedim. Ama gittiğimde ne asker ne polis hiç kimse yoktu. Babamı aradım. Saraçhane'de olduklarını söyledi. Telefonu kapatıp koşmaya başladım. Nefes nefeseydim. Nefes nefese kıpkırmızı bir sele karıştım. Nereye baksam ay yıldız, nereye baksam kan kırmızı bir gece. Bir ay gördüm hilaldi ama ben öyle bir hilal görmemiştim. Bir ay gördüm yıldızı annemdi ama pırıl pırıldı annem. Hilalle birlikte bana yaklaştı. Önce ay konuştu. Korkma, mahzun olma, sevin dedi. Sonra annem başımı tuttu ve gülümsedi. Ben alnımdan öpecek sandım ama o sağ gözümün altından öptü. Annem öpünce sanki dünyanın en lezzetli meyvesini yedim. Ama öyle bir lezzet ki azalmıyor ve sadece damağımda hissetmiyorum. Bedenimin her yerinde sanki damarımda kan yerine lezzet akıyor ve ben o tadı sürekli alıyorum. Annem beni sağ gözümün altından öpünce mi uykuya dalmışım bilemiyorum. Uyandığımda yüzümde beyaz bir örtü vardı. Yemyeşil bir bahçede çimlere uzanmış çocuk gibiydim. Demek şehit olmak böyle bir şeymiş. Ölümü tatmadan ölümsüzlüğü yudumlamak. Baba, beni rüyasında bayrak nöbeti tutarken gören ve bana tatlı ikram eden kadının size anlattıkları doğruydu. Anne, anneciğim, tavafta sana el sallayan bendim. Hani gece otelde uyurken seni kollarını alıp gemiye bindiren, sana gökyüzünü dolaştıran evet bendim. Sen anlamıştın zaten. Son olarak, lütfen üzülmeyin ve bilakis sevinin. Peygambere komşu olan bir evladınız var. Bunu unutmayın ve bekleyin. Mahşerde karşılaşacağız inşallah. Anne, sağ gözümün altındaki siyahlık şimdi yemyeşil. Yine başımı o pamuk ellerinin arasına alacaksın mahşerde. Ama lütfen alnımdan değil, sağ gözümün altından öp. Kurşunun girdiği yerden. Yüzüne baktığımda sağ gözünün altından uyanmıştım.