
Dursun Ali Erzincanlı Nebevi Tebessüm (Gül ve Kül Şiir Albümü/ 2018)
Album: Nasheeds
Maqam: HicazGenre: nasheed, ilahi, naat, poetry, siirYear: 2018Type: nasheed
Story & Cultural Context
This track is a poetic narration (naat) focusing on the 'Prophetic Smile' (Nebevi Tebessüm), describing the character and gentle demeanor of the Prophet Muhammad. It was originally part of the 'Gül ve Kül' (Rose and Ash) poetry album project.
← Browse

AI-Enriched85%
Credits
LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerMarmara Müzik
LabelMarmara Müzik
Story & Cultural Context
This track is a poetic narration (naat) focusing on the 'Prophetic Smile' (Nebevi Tebessüm), describing the character and gentle demeanor of the Prophet Muhammad. It was originally part of the 'Gül ve…
Titles in Other Languages
العربيةتبسم نبوي
EnglishProphetic Smile
TürkçeNebevi Tebessüm
Lyrics
Hüzünlenmemize sebep olan hüzün peygamberinin gülümsememize sebep olmaması düşünülemez. İşte nebevi tebessüm anlarından biri. Hazreti Ebu Bekir haneyi saadete girer. Girer ama hiç istemediği bir tabloyla karşılaşır. Ayşe annemiz Resulullah'la konuşurken sesini yükseltmiştir. Hazreti Peygamber Ebu Bekir'in geldiğini görünce, işte baban geldi, o hakem olsun, kim haklı kim haksız o söylesin buyurur. Ayşe annemiz tamam der. İlk önce sen anlat ama olanları doğru anlat der. Bunu duyan Hazreti Ebu Bekir'in yüzü öfkeden kıpkırmızı olur. Ve kızına yaklaşarak, hem Resulullah'a sesini yükseltiyor hem de ona doğru söyle mi diyorsun, sen onun yalan söylediğini ne zaman duydun diyerek Hazreti Ayşe'ye vurmak ister. Peygamber Efendimiz Ebu Bekir'in elini havada yakalar ve Ebu Bekir, biz sana hakem ol dedik, eşimizi döv demedik buyurur. Ebu Bekir de kızını olan öfkesiyle odadan çıkar. Resulullah Ayşe annemize döner ve gülerek şöyle buyurur. Gördün mü seni babandan nasıl kurtardım. Ben olmasaydım tokadı yemiştim. Birkaç gün sonra Hazreti Ebu Bekir yine haneyi saadete gelir. Ama bu kez Efendimizle Ayşe annemizi şakalaşırken, latife yaparlarken görür ve şöyle der. Savaşınıza beni nasıl ortak ettiyseniz, barışınıza da ortak edin. Efendimiz de şöyle buyurur. Olur dediğini yaptık. Gel. Bir başka an. Adamın biri Resulullah'a gelip şöyle dedi. Ya Resulallah, bineğim yok. Bana bir binek tedarik edebilir misiniz? Peygamber Efendimiz ona şu karşılığı verdi. Olur, seni dişi bir devenin yavrusuna bindirelim. Adam şaşırdı ve ya Resulallah, ben dişi deve yavrusunu ne yapayım dedi. Efendimiz de gülerek şöyle buyurdu. Develeri dişi develerden başkası mı doğurur? Her deve bir dişi devenin yavrusudur. Yeni bir an daha. Zahir isminde bir sahabe efendimiz vardı. Medine'nin dışında oturur. Peygamber Efendimiz'i ziyarete gelirken hediyelerle gelir. Ayrılırken de Efendimiz onun ihtiyaçlarını karşılar, öyle gönderir. O gittikten sonra yanındakilere şöyle buyurdu. Zahir bizim köylümüz, biz de onun şehirlisiyiz. Efendimiz Zahiri çok severdi. Bir gün Hazreti Zahir pazarda eşyasını satarken, arkasından biri onu kucakladı ve havaya kaldırdı. Zahir kim olduğunu bilmediği için, sen kimsin bırak beni diye bağırdı. Başını çevirince kendisini kucaklayanın Resulullah olduğunu gördü. Başını Resulullah'ın göğsüne yasladı. Hazreti Peygamber pazardakilere seslendi. Bu benim kölemdir, kim köle satın almak ister? Hazreti Zahir dedi ki, Ya Resulallah, eğer beni köle diye satarsan, vallahi benim için kimse beş para vermez. Hazreti Peygamber Zahiri yere bıraktı ve şöyle buyurdu. Hayır, aksine sen Allah'ın nezdinde değerli ve kıymetlisin. Ve son an. Peygamber Efendimiz'in Enceşe adında bir deve sürücüsü vardı. Annelerimizin bindiği develeri güderdi. Bir gün bir sefer halindeyken, Enceşe develeri hızlı sürmeye başlamıştı ki, Efendimiz ey Enceşe yavaş ol, merhametli ol, yoksa mücevherleri kıracaksın diyerek annelerimizi birer mücevhere benzetmişti. Altyazı M.K.