Skip to main content
Dursun Ali Erzincanlı Ben Kudüsüm (Gül ve Kül Şiir Albümü/ 2018) cover art

Dursun Ali Erzincanlı Ben Kudüsüm (Gül ve Kül Şiir Albümü/ 2018)

by Dursun Ali Erzincanli

Album: Nasheeds

Duration: 7:47

Maqam: SabaGenre: nasheed, ilahi, poetry, şiirYear: 2018Type: nasheed

Story & Cultural Context

A powerful spoken-word poetry piece (naat/poem) written from the perspective of Jerusalem (Quds), personifying the city to describe its spiritual and historical significance. It was featured in the 'Gül ve Kül' project and remains one of the artist's most famous works regarding the Palestinian…

← Browse
Dursun Ali Erzincanlı Ben Kudüsüm (Gül ve Kül Şiir Albümü/ 2018)

Dursun Ali Erzincanlı Ben Kudüsüm (Gül ve Kül Şiir Albümü/ 2018)

Nasheeds 7:47 2018
AI-Enriched90%
MaqamSaba
Instruments
vocal-onlypercussionstrings

Credits

LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerMarmara Müzik
LabelMarmara Müzik

Story & Cultural Context

A powerful spoken-word poetry piece (naat/poem) written from the perspective of Jerusalem (Quds), personifying the city to describe its spiritual and historical significance. It was featured in the…

Titles in Other Languages

العربيةأنا القدس
EnglishI am Jerusalem
TürkçeBen Kudüs'üm

Lyrics

Ey rabbim! Peygamberle baş başa konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka verin buyuruyorsun. Benim tasadduk edecek hiçbir şeyim yok. Gölgemde beni savunurken canlarını veren çocuklarından başka. Kabul buyur Allah'ım. Beni duyur Allah'ım. Sübhan olan Allah. Ya Resulallah! Ben Kudüs'üm. Allah'ın dokunulmaz kıldığı üç hareminden biri. Yeryüzünün süslerinden bir süsüm. Kalbinde Mescid-i Aksa'yı taşıyan. Sokaklarında peygamberlerin yürüdüğü, güldüğü ama hep öldürüldüğü şehir. Bu yüzden uzundur yansın. İniltilerini duyduğun, derdini dinlediğin o kütük misali beni de duy, beni de dinle. Bugün hem garip hem de mahpusun. Ebu Hada döndüğün günkü gibi öksüz, Taif'te taşlandığın günkü gibi sahipsiz. Ebu Talip mahallesindeki gibi yalnız. Tepeden tırnağa pusum. Ben Kudüs'üm. Mekke-i Mükerremenin kardeşi. O zemzemle umman, bense kan dolu bir tasım. O şehirlerin anası, bense şehirlerin mazlumuyum. O sevinç gözyaşlarından deniz, ben acılardan bir nehirim. O ayaklar altında kalmasın diye bir İsra gecesiyle şeref verdiğin fakirim. Başım üstüne dedim, başımla beraber dedim. Sen göklere yükselirken başını ayaklarının altına koyan şehir. Her şehir senden bir teberrük aldı. Bana da hüznün kaldı o gece. Yüzünde Ebu Talib'in, Hatice'nin hüznü vardı. Yüzünde her hüzünü unutturacak yüzünde hüznü gördüm. Sen hüzün peygamberi, ben de hüznün şehri oldum. Gündüzlerim ölüm koktu, gecelerim sen. Zeynebi, Ümmü Gülsüm'ü, Rakiye'yi toprağa verdiğin gibi, kaç kız çocuğunu bağrıma bastım bir bilsen. Bildirsin azim olan Allah, sübhan olan Allah. Ben Kudüs'üm, kubbelerinde feryatlar yankılanan, ağıtları saklayıp seher vaktine onlardan irili ufaklı kefenler ördüm. Ve ben iki fatih gördüm. İlki Ömer'di, yürüyerek girdi kapımdan, hem şehrime hem kalbime girdi. Yine sen koptu sabahlarım, akşamlarım, uzun sürmedi rüyalarım. Sevincim yarım kaldı, düşlerim yarım. Yine gelir diye beklerken Ömer'i, ikinci fatihi gördüm kapımda. Adı Selahaddin Eyyubi'ydi, o nasıl bir oğuldu öyle. Adalet ve merhamet insan suretindeydi. Ve bir muhafız gördüm Eba Eyyubel Ensari'nin şehrinden, uzatıp elini etten duvar ördü çevreme, çelikten kalkan cennet mekan Abdülhamid Han. Ya Resulallah, ben Kudüs'üm. Gözü Mekke'de, kulağı Medine'de olan şehir. Mescidi Kıbleteyn'de yüzünü Kabe'ye dönüp, Uhud gibi sırtını yasladığın şehir. Ümmetinin yüzü de Kabe'ye dönük, ama bana sırt çevireceklerini hiç düşünmemiştim. Meryem'in susup kundaktaki İsa'nın konuştuğunu gördüm, ama Meryemlerin öldürülüp kundakların ateşe verileceğini hiç düşünmemiştim. Şimdi mazlumlar, çocuklar, zayıflar kaldı yanımda. Bedir'de dua ettiğin gibi onlara da dua et. De ki Allah'a, bu bir avuç insanı helak edersen, mescidi aksada sana ibadet edecek kimse kalmaz. Duanı kabul buyursun Allah'a, subhan olan Allah. Allah kalbime mescidi aksa dedi ama, o adı koruyan olmadı. Kendini haremin hizmetçisi görenler terk etti beni. Ağlayanım yok, Kabe'den, mescidi Nebi'den başka. Bir umudum var ki, seni alemlere rahmet gönderen Allah var. Davud'un sapan taşıyla, Calud'u yere seren Allah var. Hazreti Yakub'a, Yusuf'un kokusunu taşıyan Allah var. Bana bunadı demelerinden korkmasam, sanki İstanbul'dan Ömer'in, Selahaddin'in, Abdülhamid'in kokusunu alıyorum. Sanki bana doğru payitahttan arslan seli akacak. Kıpkızıl bir şafakta, göğüme bir hilal, bir de yıldız takacak. Ya Resulallah, huzurunda sesimi yükselttiğim için affetsin beni Allah. Ben Kudüs'üm, sen başımın tacısın. Ama bugün ümmetine küsüm. İzlediğiniz için teşekkür ederim.