Skip to main content
MEN QUDDUSMAN (Ben Kudüsüm/ Özbekçe) cover art

MEN QUDDUSMAN (Ben Kudüsüm/ Özbekçe)

by Dursun Ali Erzincanli

Album: Nasheeds

Duration: 5:34

Maqam: SabaGenre: nasheed, ilahi, qasidaYear: 2024Type: nasheedComposer: Traditional

Story & Cultural Context

This track is an Uzbek version of the poem 'Ben Kudüsüm' (I am Jerusalem), written and performed by Dursun Ali Erzincanlı to express solidarity with Palestine. It personifies the city of Jerusalem, describing its historical and spiritual significance from its own perspective.

← Browse
MEN QUDDUSMAN (Ben Kudüsüm/ Özbekçe)

MEN QUDDUSMAN (Ben Kudüsüm/ Özbekçe)

Nasheeds 5:34 2024
AI-Enriched85%
MaqamSaba
Instruments
vocal-onlypercussion

Credits

ComposerTraditional
LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerDursun Ali Erzincanlı
LabelWithout label

Story & Cultural Context

This track is an Uzbek version of the poem 'Ben Kudüsüm' (I am Jerusalem), written and performed by Dursun Ali Erzincanlı to express solidarity with Palestine. It personifies the city of Jerusalem,…

Titles in Other Languages

العربيةأنا القدس
EnglishI am Jerusalem (Uzbek Version)
TürkçeBen Kudüsüm (Özbekçe)

Lyrics

Ey Rabbim, Peygamberle baş başa konuşacağınız zaman bu konuşmanızdan önce bir sadaka verin buyuruyorsun. Benim tasadduk edecek hiçbir şeyim yok. Gölgemde beni savunurken canlarını veren çocuklardan başka. Kabul buyur Allah'ım. Beni duyur Allah'ım. Sübhan olan Allah. Ya Resulallah, ben Kudüs'üm. Allah'ın dokunulmaz kıldığı üç hareminden biri. Yeryüzünün süslerinden bir süsüm, kalbinde Mescid-i Aksa'yı taşıyan. Sokaklarında peygamberlerin yürüdüğü, güldüğü ama hep öldürüldüğü şehir. Bu yüzden uzundur yasın. İniltilerini duyduğun, derdini dinlediğin o kütük misali beni de duy, beni de dinle. Bugün hem garip hem de mahpusum. Ebu A'dan döndüğün günkü gibi öksüz, Taif'te taşlandığın günkü gibi sahipsiz, Ebu Talip mahallesindeki gibi yalnız tepeden tırnağa pusum. Ben Kudüs'üm, Mekke-i Mükerreme'nin kardeşi. O zemzemle umman, bense kan dolu bir tasım. O şehirlerin anası, bense şehirlerin mazlumuyum. O sevinç gözyaşlarından deniz, ben acılardan bir nehrim. O ayaklar altında kalmasın diye bir isra gecesiyle şeref verdiğin fakirim. Başım üstüne dedim, başımla beraber dedim. Sen göklere yükselirken başını ayaklarının altına koyan şehirim. Her şehir senden bir teberrük aldı. Bana da hüznün kaldı o gece. Yüzünde Ebu Talip'in, Hatice'nin hüznü vardı. Yüzünde her hüznü unutturacak yüzünde hüznü gördüm. Sen hüzün peygamberi, ben de hüznün şehri oldum. Gündüzlerim ölüm koktu, gecelerim sen. Zeynebi, Ümmü Gülsüm'ü, Rakiye'yi toprağa verdiğin gibi kaç kız çocuğunu bağrıma bastım bir bilsen. Bildirsin azim olan Allah, sübhan olan Allah. Ben Kudüs'üm, kubbelerinde feryatlar yankılanan, ağıtları saklayıp seher vaktine onlardan irili ufaklı kefenler ördüm. Ve ben iki fatih gördüm. İlki Ömer'di, yürüyerek girdi kapımdan. Hem şehrime hem kalbime girdi. Yine sen koptu sabahlarım, akşamlarım, uzun sürmedi rüyalarım. Sevincim yarım kaldı, düşlerim yarım. Yine gelir diye beklerken Ömer'i, ikinci fatihi gördüm kapımda. Adı Selahaddin Eyyubi'ydi. O nasıl bir oğuldu öyle. Adalet ve merhamet insan suretindeydi. Ve bir muhafız gördüm Eba Eyyub el-Ensari'nin şehrinden. Uzatıp elini etten duvar ördü çevreme. Çelikten kalkan cennet mekan Abdülhamid Han. Ya Resulallah, huzurunda sesimi yükselttiğim için affetsin beni Allah. Ben Kudüs'üm, sen başımın tacısın. Ama bugün ümmetine küsüm. Ya Resulallah, huzurunda sesimi yükselttiğim için affetsin beni Allah. Ya Resulallah, huzurunda sesimi yükselttiğim için affetsin beni Allah.