Skip to main content
Ben Kudüs'üm cover art

Ben Kudüs'üm

by Dursun Ali Erzincanli

Album: Nasheeds

Duration: 5:22

Maqam: SabaGenre: nasheed, ilahi, naat, poetryYear: 2024Type: nasheedComposer: Dursun Ali Erzincanlı

Story & Cultural Context

This track is a poetic personification of Jerusalem (Kudüs), where the city speaks in the first person about its spiritual significance and suffering. It was released as a tribute to the Palestinian cause, specifically highlighting the resilience of Al-Aqsa Mosque.

← Browse
Ben Kudüs'üm

Ben Kudüs'üm

Nasheeds 5:22 2024
AI-Enriched85%
MaqamSaba
Instruments
vocal-onlypercussionstrings

Credits

ComposerDursun Ali Erzincanlı
LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerDursun Ali Erzincanlı
LabelWithout label

Story & Cultural Context

This track is a poetic personification of Jerusalem (Kudüs), where the city speaks in the first person about its spiritual significance and suffering. It was released as a tribute to the Palestinian…

Titles in Other Languages

العربيةمن قدس هستم
EnglishI am Jerusalem
TürkçeBen Kudüs'üm

Lyrics

Ey Rabbim! Peygamberle konuşmaya başlamadan önce bir sadaka verin buyuruyorsun. Benim tasadduk edecek hiçbir şeyim yok. Gölgemde beni savunurken canlarını veren çocuklardan başka. Kabul buyur Allah'ım, beni duyur Allah'ım, süphan olan Allah'ım. Ya Resulallah, ben Kudüs'üm, Allah'ın dokunulmaz kıldığı üç hareminden biri. Yeryüzünün süslerinden bir süsüm, kalbinde Mescid-i Aksa'yı taşıyan. Sokaklarında peygamberlerin yürüdüğü, güldüğü ama hep öldürüldüğü şehir. Bu yüzden uzundur yasım, iniltilerini duyduğun, sesini dinlediğin o kütük misali, beni de duy, beni de dinle. Bugün hem garip hem de mahpusum, evvadan döndüğün günkü gibi öksüz, taifte taşlandığın günkü gibi sahipsiz, Ebu Talip mahallesindeki gibi yalnız tepeden tırnağa pusum. Ben Kudüs'üm, Mekke-i Mükerremenin kardeşi, o zemzemle umman, bense kan dolu bir tasım. O şehirlerin anası, bense şehirlerin mazlumuyum. O sevinç gözyaşlarından deniz, bense acılardan bir nehirim. O ayaklar altında kalmasın diye bir İsra gecesiyle şeref verdiğim fakirim. Başım üstüne dedim, başımla beraber dedim. Sen göklere yükselirken başını ayaklarının altına koyan şehirim. Her şehir senden bir teberrük aldı. Bana da hüznün kaldı o gece. Yüzünde Ebu Talibin Hatice'nin hüznü vardı. Yüzünde her hüznü unutturacak yüzünde hüznü gördüm. Sen hüzün peygamberi, bense hüznün şehri oldum. Gündüzlerim ölüm koktu, gecelerim sen. Zeynebi, Rakiyeyi, Ümmü Gülsümü toprağa verdiğin gibi kaç kız çocuğunu bağrıma bastık. Bir bilsen bildirsin azim olan Allah, süphan olan Allah. Ben Kudüs'üm, kubbelerinde feryatlar yankılanan, ağıtları saklayıp seher vaktine onlardan irili ufaklı kefenler ördüm. Ve ben iki fatih gördüm. İlki Ömer'di, yürüyerek girdi kapımdan. Hem kalbime hem şehrime girdi. Yine sen koktu sabahlarım, akşamlarım. Uzun sürmedi rüyalarım, sevincim yarım kaldı, düşlerim yarım. Yine gelir diye beklerken Ömer'i, bu kez ikinci fatihi gördüm kapımda. Adı Selahaddin Eyyubi'ydi. O nasıl bir oğuldu öyle. Adalet ve merhamet insan suretindeydi. Ve bir muhafız gördüm Eba Eyyub el Ensari'nin şehrinden. Uzatıp elini etten duvar ördü çevreme. Çelikten kalkan cennet mekan Abdülhamid Han. Ya Resulallah, huzurunda sesimi yükselttiğim için affetsin beni Allah. Ben Kudüs'üm, sen başımın tacısı. Ama bugün ümmetiyle küsüm.