
Maqam: HicazGenre: nasheed, ilahi, naat, siirYear: 2024Type: nasheedComposer: Dursun Ali Erzincanlı
Story & Cultural Context
A deeply emotional 'Naat' (poetry in praise of the Prophet Muhammad) that expresses the longing of the believer for the presence of the Prophet. This 'Canlı Performans' (Live Performance) version is part of a series of modern recordings of Erzincanlı's classic poetic works.
← Browse

AI-Enriched85%
Credits
ComposerDursun Ali Erzincanlı
LyricistDursun Ali Erzincanlı
ProducerMarmara Müzik
LabelMarmara Müzik
Story & Cultural Context
A deeply emotional 'Naat' (poetry in praise of the Prophet Muhammad) that expresses the longing of the believer for the presence of the Prophet. This 'Canlı Performans' (Live Performance) version is…
Titles in Other Languages
العربيةلو جئت
EnglishIf You Had Come
TürkçeGelseydin
Lyrics
Sevgili Abdullah İbni Ümmü Mektum gibi seni görmeden sana sesleniyoruz. Alıp verdiğin nefesi duyar gibi sanki açınca gözlerimizi seni görecekmişiz gibi sana sesleniyoruz. Senin huzurunda ses yükselmez, edeple konuşulur, edeple susulur. Hele biz ki bu kapının dilencileri, bize el açıp beklemekten başka bir şey düşmezdi ama şu araya giren yıllar olmasa, Medine'ne uzak yollar olmasa, ismin anılınca yürek yanmasa, kapında beklemekten başka bir şey düşmezdi bize. Bekliyoruz Sultanım, belki rüyada teşrif edersin diye, hem de hiç kimseyi beklemediğimiz kadar seni bekliyoruz. Gelseydin bizim için cennet olurdu gelişin, gelseydin saadetli asrından gönderdiğin selamını, kardeşlerim deyişini birbirimize nasıl anlattığımızı görürdüm. Gelseydin dolaşsaydın sofralarımızı, bir tabak fazla görecektin, bir bardak bir kaşık fazla ve sofrada bir yer boş, baş köşe. Ola ki sen lütfeder gelirsin diye. Gelseydin dolaşsaydın gecelerimizi, o saadetli doğum gecelerini anneler görecekti. Sen yeni doğmuşsun gibi, yeryüzünü yeni teşrif etmişsin gibi ışıl mışıl uyuyasın diye, seni sabahlara kadar hayalen hayatlarında sallayan anneler görecekti. Sevgili gelseydin Medine-i Münevvere'den dünyaya yayılan ashabın gibi, Eyüp Sultan gibi, Kabb'in Malik gibi, bir fecir vaktinde henüz yirmisinde yirmi beşinde, bırakarak yurtlarını ocaklarını, hedeflerine ilahi rızayı koyan, arkalarına bakmayı ar sayan yiğitler görecekti. Onlar senin yiğidin, elleri o öpülese elleri, kimbilir hangi memleketin zemheri soğuklarına düşürken, senin köyünün hayaliyle sığındılar. Gelseydin gecenin zikri karanlığında, uykunun en tatlı aralığında, Rabia Tüladaviye gibi Rabbiyle baş başa gençler görecekti. Gözyaşı dökerken günahlarına, Veysel Karahani'den istediğin gibi insanlığa, ümmetine dua eden gençler görecekti. Gelseydin asr-ı saadet gibi olmasa da koklanmaya değer güllerimiz vardı, yine senin ikliminde yetişen. Ama sen gelseydin dikenler bile gül kokardı efendim. Gizli gizli seni seyretmek, seninle göz göze gelmeden seni seyretmek Hazreti Vahşi gibi. Hani sen haneyi saadetten Mescid-i Nebeviye giderken, Ayşe annemiz ardından hayran hayran bakardı. Seni mescidin önünde bekleyen ashabının sahaya bakışları yerdeydi. Edepten göz göze gelmezlerdi. Sen de tebessümle nazar ederdin. Mütebessim çehrini bir Ebu Bekir görürdü bir döner. Şimdi okununca Ezanı Muhammedi, pencerelerde, kapı önlerinde seni bekleyen nemli gözler var. Gelseydin ve yürüyüp geçseydin önümüzden, gülleri bayıltan o enfes kokunu çekerdik içimize. Sevgili, hakiki aşıkların sana doğru uçarken bizim bu yaptığımız yolda emeklemekti. Dünya tüm güzelliğiyle kollarını açarken bize düşen el açıp kapında beklemekti. Efendim, bekliyoruz. Sultanım, bekliyoruz. Altyazı M.K.